IMF Raporu’nun yayımlanmasını beklerken

IMF heyetinin IV. Madde görüşmeleri sonucunda hazırladığı rapor,  İcra Direktörleri
Kurulu’nda görüşülmüş. IMF İcra Direktörleri Kurulu (IMF-İDK) 24 üyeden oluşuyor. ABD, Fransa, İngiltere gibi bazı ülkelerin kurul üyeleri sadece ülkelerini temsil
ederken, Türkiye ve küçük hisseli diğer ülkeler ortaklaşa temsil ediliyor.
Burada bir soru sorayım. Türkiye’ye gelip, en geniş kesimlerle görüşmeler
yapılarak hazırlanan rapor, IMF-İDK’nın bilgisine sunulunca, üye ülkelerin hazinelerine ve merkez bankalarına ulaştırılmış mıdır?

RAPORUN İÇERİĞİ
Merak etmemin nedeni çok basit. IMF’nin kamuoyunu  bilgilendirme notuna bakınca, raporun oldukça kapsamlı olduğu anlaşılıyor. Küresel krizden, diğer
ülkelere oranla daha az etkilenmemizin nedeni, bankaların ve hanehalkının az kredi kullanmasına bağlanıyor. O zaman şimdiki kredi genişlemesine nasıl bir yorum getirildiğini merak ediyorum. Ayrıca, IMF’nin kredi  kartlarına makro-risk kuralları uygulanmasını önermesi ilginç. Bu arada BDDK’nın kredi kartlarından nakit
çekilmesine ve limit uygulamasına yönelik yönetmelik üzerinde çalışması, raporda bu konuda bazı görüşlere yer verildiği çağrışımı yapıyor. IMF- İDK üyeleri ithalata
bağımlılık konusunu da gündeme getirmişler. Bu bağlamda dış dengede görülecek bozulmanın Türkiye ekonomisi için en önemli sorunların başında geldiğine
dikkat çekmişler. Demek ki, rapor bu konuda da detaylı, teknik içeriğe sahip.
Mali disiplin ve “Mali Kural” konusuna yer verilmesi beklenen bir gelişme. “Mali
Kuralın”ın başarısının yetkililerin kararlılıklarına ve güçlü politik desteğe bağlı
olduğu vurgulanmış. Yanı sıra, İcra Direktörleri gelir idaresinin güçlendirilmesi ve harcama baskılarına direnilmesi yönünde verilen sözlerin tutulmasının önemine dikkat çekmişler. IMF yönetiminin istekleri arasında en ilginç olanı; şirketlere açılan
kredilerin sigortalanması (hedging), mortgage kredilerinde geri ödemeler ve
finansal sektörde kapsamlı bir stres testinin yapılmasının yararına yapılan atıflar. Yetkililer 2011 yılında, Finansal Sektör Değerlendirme Programı için IMF’den talepte bulunmuşlar. Raporda işsizlik ve enerji gibi yapısal konulara da değinilmiş. Üreten Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden olan iki başlıktaki her fikir dikkatle
incelenmelidir. Eğer sağlıklı, kapsamlı ve uygulanabilir çözüm önerileri varsa, bir an
önce uygulanmasına yönelik adımları atmakta büyük yarar var.

ŞEFFAFLIK
IV Madde Konsültasyon Raporları, ülke heyeti tarafından hazırlandıktan sonra, IMF’nin ilgili bölge başkanına sunulur. Değerlendirmeler, eklemeler,
çıkarmalar yapılır. İlgili ülkenin yetkililerine sunulur, görüşleri alınır. Görüş
derken, rakamlarda, tanımlarda bir eksiklik var mı ona bakılır. İçerik konusunda
çok bariz hatalar varsa yetkililerin itirazları rapora işlenir. Eğer üye ülke, raporun
yayımlanmasını istemezse IMF sadece kamuoyu bilgilendirmesini yapar. Ancak,
rapor artık bir IMF dokümanıdır ve IMF - İDK üyelerine dağıtılır. Şimdi yukarıdaki soruya cevap vermem gerek: Siz IMFİDK üyesi olsanız, dünyanın ilk yirmi ekonomisi içinde olan bir ülke hakkında, bu kadar kapsamlı bir rapor gelince, bir örneğini kendi ülkenize göndermez misiniz? Peki o zaman, bu raporu alan Washington, Londra, Berlin ve Paris’teki bürokratlar, rapor hakkında kendi ülkelerinin finansal kuruluşlarını bilgilendirmişler midir? O zaman, bu kadar kapsamlı raporu bir an önce okumak bizlerin de hakkı. Çünkü içten bir şeffaflık ve hesap verme anlayışı bunu gerektiriyor.  


Hakan Özyıldız - 04.08.2010
comments powered by Disqus
Toplam Ziyaretçi: 314275